Skip to content

SSS

Sıkça sorulan sorulara buradan ulaşabilirsiniz.

Psikodinamik terapi, kişinin duygu, düşünce ve davranışlarının altında yer alan bilinçdışı süreçleri anlamaya odaklanan bir psikoterapi yaklaşımıdır. Geçmiş yaşantılar, erken dönem
ilişkiler ve tekrar eden örüntüler bugünkü ruhsal deneyimleri etkileyebilir. Bu terapi yöntemi, kişinin kendisini daha derin biçimde tanımasına ve içsel çatışmalarını fark etmesine yardımcı
olur. Amaç yalnızca belirtileri azaltmak değil, kalıcı psikolojik değişim sağlamaktır.

Bu yaklaşım; kaygı, depresif belirtiler, ilişki sorunları, özgüven problemleri, değersizlik duyguları, öfke yönetimi güçlüğü, yas süreci, kimlik karmaşası ve yaşam doyumsuzluğu gibi birçok alanda destek sunabilir. Ayrıca kişinin neden benzer ilişkisel sorunları tekrar yaşadığını anlamasına da katkı sağlayabilir.

Yetişkin terapisi, bireyin yaşamında karşılaştığı duygusal, ilişkisel ya da psikolojik güçlükleri ele almak amacıyla yürütülen profesyonel destek sürecidir. İş yaşamı, evlilik, aile ilişkileri, stres, geçmiş travmalar, karar verme zorlukları ve kişisel gelişim gibi pek çok konu terapi kapsamında çalışılabilir.

Seanslarda kişinin aklına gelen düşünceler, yaşadığı olaylar, ilişkileri, duygusal tepkileri, rüyaları, geçmiş deneyimleri ve günlük yaşamda zorlandığı alanlar ele alınabilir. Terapist belirli bir kalıba bağlı kalmadan, danışanın getirdiği içerikler üzerinden anlam kurmaya çalışır. Böylece yüzeyde görünen sorunların altında yatan dinamikler keşfedilebilir.

Geçmiş deneyimler, kişinin bugün kendisine ve başkalarına nasıl yaklaştığını etkileyebilir. Özellikle çocuklukta kurulan ilişkiler, bağlanma biçimleri ve öğrenilen duygusal kalıplar yetişkinlikte tekrar edebilir. Geçmişi konuşmak, suçlu aramak için değil; bugünü daha iyi anlamak ve değişim yaratmak için önem taşır.

Terapi süresi kişiye, hedeflere ve çalışılan konuların derinliğine göre değişir. Bazı bireyler belirli bir mesele için daha kısa süreli destek alırken, bazıları daha kapsamlı bir içgörü çalışması için uzun soluklu terapiyi tercih edebilir. Süreç danışan ve terapist tarafından birlikte değerlendirilir.

En yaygın uygulama haftada bir seanstır. Ancak ihtiyaca göre görüşme sıklığı artırılabilir ya da azaltılabilir. Düzenli devam etmek, terapötik ilişkinin gelişmesi ve sürecin verimli ilerlemesi açısından önemlidir.

Terapi yalnızca konuşmaktan ibaret değildir. Konuşma aracılığıyla duygular, savunmalar, ilişki örüntüleri ve bilinçdışı süreçler görünür hale gelir. Farkındalık geliştikçe kişi yaşamında yeni seçimler yapabilir ve daha işlevsel yollar geliştirebilir.

Psikodinamik terapide terapist çoğunlukla doğrudan tavsiye veren bir rolde değildir. Bunun yerine kişinin kendi iç dünyasını anlamasına, seçeneklerini fark etmesine ve kendi kararlarını oluşturmasına yardımcı olur. Gerektiğinde yönlendirici müdahaleler yapılabilir; ancak temel amaç danışanın içgörüsünü güçlendirmektir. 

Evet, zaman zaman üzüntü, öfke, kaygı veya kırılganlık gibi duygular ortaya çıkabilir. Çünkü terapi, çoğu zaman kaçınılan ya da bastırılan alanlara temas eder. Bu duygular güvenli bir ortamda ele alındığında iyileştirici bir fırsata dönüşebilir.

Tekrarlayan ilişki örüntüleri psikodinamik terapinin önemli çalışma alanlarından biridir. Kişi neden benzer kişilere yöneldiğini, hangi ihtiyaçlarla hareket ettiğini ve ilişkilerde neden aynı döngüye girdiğini fark edebilir. Bu farkındalık yeni ilişki biçimleri geliştirmeyi kolaylaştırabilir.

Hayır. Terapi yalnızca kriz dönemlerinde başvurulan bir destek değildir. Kendini tanımak, ilişkileri geliştirmek, yaşam kalitesini artırmak, karar süreçlerini netleştirmek ve duygusal dengeyi güçlendirmek isteyen herkes terapiye başvurabilir.

İlk görüşmede danışanın başvuru nedeni, yaşam öyküsü, mevcut zorlukları ve beklentileri ele alınır. Aynı zamanda terapi çerçevesi, gizlilik ilkesi, seans sıklığı ve çalışma biçimi hakkında bilgi verilir. Bu görüşme, karşılıklı değerlendirme ve güven ilişkisi kurmanın başlangıcıdır.

Kendini daha derin tanımak isteyen, ilişkilerindeki tekrar eden örüntüleri anlamayı amaçlayan, duygusal güçlüklerinin kökenini merak eden ve içsel değişime açık bireyler için uygun olabilir. Her danışanın ihtiyacı farklı olduğu için en doğru yaklaşım uzman değerlendirmesiyle belirlenir.

Şema terapi, bireyin erken dönem yaşam deneyimleri sonucunda gelişen, kendilik algısını ve kişilerarası ilişkilerini etkileyen köklü duygu, düşünce ve davranış örüntülerini (şemaları) anlamaya ve dönüştürmeye odaklanan bütüncül bir psikoterapi yaklaşımıdır. Bilişsel-davranışçı, bağlanma temelli ve psikodinamik yaklaşımların entegrasyonu ile yapılandırılmıştır.

Şemalar, bireyin kendisi, diğerleri ve dünya hakkında geliştirdiği, süreklilik gösteren ve çoğu zaman işlevselliği bozabilen temel inanç ve duygusal örüntülerdir. Bu yapılar genellikle çocukluk döneminde karşılanmayan temel duygusal ihtiyaçlar sonucu gelişir ve yetişkinlikte benzer yaşam durumlarında otomatik olarak aktive olur.

Çocukluk döneminde güven, kabul, sınır ve duygusal yakınlık gibi temel ihtiyaçların yeterince karşılanmaması, uyumsuz şemaların oluşumuna zemin hazırlar. Bu şemalar bireyin ilerleyen yaşamında ilişki kurma biçimini, kendilik değerini ve duygusal tepkilerini belirgin şekilde etkileyebilir.

Şema terapi; tekrarlayan ilişki problemleri, terk edilme ve reddedilme hassasiyeti, değersizlik duyguları, yoğun kaygı, kronik mutsuzluk, öfke kontrol güçlükleri ve kişilik örüntüleri ile ilişkili zorluklarda sıklıkla tercih edilen etkili bir yaklaşımdır.

Terapi sürecinde bireyin yaşam öyküsü, erken dönem deneyimleri, mevcut ilişkileri ve tekrar eden duygusal tepkileri ele alınır. Şemaların hangi durumlarda aktive olduğu belirlenir ve bu örüntülere eşlik eden düşünce, duygu ve davranışlar bütüncül şekilde değerlendirilir.

Şema terapide bilişsel, duygusal ve deneyimsel teknikler birlikte kullanılır. İmgeleme çalışmaları, sandalye çalışmaları, yeniden ebeveynlik (limited reparenting) yaklaşımı ve davranışsal müdahaleler ile bireyin işlevsiz şemaları dönüştürmesi hedeflenir.

Şema modları, bireyin belirli durumlarda aktif hale gelen anlık duygu, düşünce ve davranış durumlarını ifade eder. Çocuk modları, baş etme modları ve sağlıklı yetişkin modu gibi farklı modlar, terapi sürecinde tanımlanarak düzenlenir.

Şema terapi genellikle orta ve uzun vadeli bir terapi sürecidir. Süre, bireyin ihtiyaçlarına, şemaların derinliğine ve terapötik hedeflere bağlı olarak değişiklik göstermektedir.

Şema terapi, yalnızca mevcut semptomları azaltmaya değil, bu semptomların kökeninde yer alan erken dönem yaşantıları ve temel duygusal ihtiyaçları anlamaya odaklanır. Bu yönüyle daha derinlemesine ve kalıcı değişim hedefler.

Şema terapi, bireyin köklü psikolojik örüntülerini ele alarak farkındalık ve duygusal yeniden yapılandırma sağlar. Süreç tamamlandığında bireyin daha sağlıklı ilişki kurma biçimleri geliştirmesi ve kendilik algısında daha dengeli bir yapı oluşturması hedeflenir.

MMPI, ergen ve yetişkin bireylerde kişilik özelliklerini ve psikolojik belirtileri değerlendirmek amacıyla kullanılan kapsamlı bir kişilik testidir.

MOXO dikkat testi, dikkat eksikliği ve hiperaktivite belirtilerini değerlendiren bilgisayar tabanlı bir testtir. Dikkat, zamanlama, dürtüsellik ve hareketlilik düzeyleri hakkında objektif veriler sunar.